top of page

Babaannemin Mutfağı


Hele babaannesinin bir tavuk pilavı vardı dillere destan. O sadece bir yemek değildi. İnsanın aklını başından alırdı. Adeta mutfakta bir icaz yapılmış derdin. Hüsrev Bey annesini mutfakta bir orkestra şefine benzetirdi. Ona göre kraliyet senfoni orkestrası bile böyle bir şah eser çıkaramazdı. Usta şef titizlikle o eşsiz kokuları yan yana dizer eserini yaratır. Örneğin ikinci kemanın safran kokulu sesi birinci kemanın tarçın renginde detaşesi ile bastırılmıyor, derdi. Haklıydı de. Babaannenin sihirli yemeği herkesi büyüleyip kendine doğru çekerdi. O mutfağa ayak bastı mı evi saran buruk çay ve kakule notaları Çaykovski’nin altıncı senfonisinin ta kendisi oluveriyordu. Babaanne mutfakta her şeyden önce mutfak tahtasını önüne koyardı. Bıçağı eline aldıktan sonra kısa bir süreliğine gözlerini kapardı. Ardından sakince bir nefes alırdı ve tam o anda dünyanın o en şefkatli tebessümü gelip dudaklarına otururdu. Sonra babaanne yavaşça gözleri açardı ve elleri ustaca tahtanın üstünde hareket ettirirdi. Çelik bıçak ceviz ağacı üstünde ritim tutmaya başlardı. Soğan ve sebzelerin doğranmasından çıkan Moderato bir ritim sahneyi fırtına öncesi bir sessizliğe gömerdi. Fakat yeşil sessizlik bir anda renk değiştirir, kehribar sarısına dönüşürdü. Zerdeçal kokusu tıpkı bir bagetin zile vurunca çıkardığı o tiz ses gibi yekten evin her yerine yayılır, her köşesinden duyulurdu. Zereşk üzümü taneleri, parmakların keman tüşesi üstündeki bir Agitato temposu ile tencereye dökülürdü. Biberin o acı tınası ise ardından gelip mutfağa sihirli bir Allegro rengi verirdi. Tam bu kargaşanın ortasında, babaanne elini havada yumruk yapardı ve onu bir anlık sessizliğin ardından açarak tencereye doğru indirirdi. İşte o an safrana şimdi bir alto flütünün duygu dolu sesi rengindeki o şahane solosunun çalma zamanı geldiğini gösterirdi. Ancak hikâye burada bitmiyordu. Jeyran nine o meşhur kaşığını eline alırdı. Tencerede pişen yemekten bir kaşık alınca buruşuk dudaklarını titretip kaşığa üflerdi ve sonra yemeği tadardı. Dara ve diğerleri bunu dile getirmeseler de babaannesinin tam o anda kimsenin bilmediği o sihirli sözleri yemeğe üflediğini biliyorlardı. Bu sihir yüzünden olsa gerek, dünyanın en büyük aşçıları de gelse onun yemekleri gibi lezzetli bir yemek yapamazlardı.

------

Yazar: Dariush Salehi

 
 
 

Comments


Subscribe Form

Thanks for submitting!

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter
  • LinkedIn

©2021 by Dariush Salehi. Proudly created with Wix.com

bottom of page